• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • http://www.facebook.com/kirsehirlilerdernegi
  • https://plus.google.com/www.kirsehirlilerdernegi.com/posts
  • www.twitter.com
Dünya Kırşehirliler Derneği
    • OZANLAR VE EVLİYALAR DİYARI "KIRŞEHİR" KENTPARK
    • Dünya Kırşehirliler Derneği | Türkiye ve Dünya'nın her yerine hizmetlerine devam.
    • NEŞET ERTAŞ "KIRŞEHİR" demek "BOZLAK" demek
    • Dünya Kırşehirliler Derneği Neşet Ertaş için Var
Üyelik Girişi
Ana Menü
Site Haritası
AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

Prof.Dr. Vatan KARAKAYA

Prof.Dr. Vatan KARAKAYA

Ahi Evran Üniv.Rektörü

Kırşehir Büyükleri
Şeyh Edebali Kimdir ?

Şeyh Edebali 

  Kırşehir

Ahi Evran veiAhilik

Kırşehir

Cacabey ve Medresesi

Kırşehir

Aşıkpaşa ve Türbesi

  Kırşehir

Yunus Emre ve Türbesi

 Kırşehir

Süleyman Türkmani

 Kırşehir

Ahmedi Gülşehri

Kırşehir

Seyfe Gölü

 Kırşehir

Kesik Köprü

   Kırşehir

Hirfanlı Barajı

Kırşehir

Kalehöyük

OZANLARIMIZ
Kırşehir 

Muharrem Ertaş

Kırşehir

Çekiç Ali

 Kırşehir

Hacı Taşan

Kırşehir

Aşık Said

 Kırşehir

Şemsi Yastıman

 Kırşehir

Neşet Ertaş

   Kırşehir

Ekrem Çelebi

  Kırşehir

Bahri Altaş

 Kırşehir

Tufan Altaş

Kırşehir

Kırşehir Ustaları

Kırşehir 

Kaman MehterTakımı

KİŞİSEL SİTELER

Aşık Said

AŞIK SAİD

 

Doğduğu il ve çevresinde, adı ve türküleri hayli yaygın olan Aşık Said'in ne yazık halk edebiyatı sayfalarında adına bile rastlamıyoruz. Doğum ve ölüm tarihleri pek uzaklara gitmiyor. Hatta, ölümünden bu yana sadece 70 yıl dolayında bir süre geçmiş. Yüzyıl bile değil. Öyleyse neden gözlerden uzakta kalmış, uzmanların, araştırmacıların kalemlerinin yakınına düşmemiş?

Bu gerçek yalnız Aşık Said için geçerli sayılamaz. Kanayıp gelen bir eski yaradır bu. Hangi alanda olursa olsun, çoğu kez, kendisine değer biçilmesi öngörülen insanları ya öldükten sonra tanımaya ve hatırlamaya çalışıyor, ya da kara toprağın karanlıklarında unutulmaya bırakıp gidiyoruz.

Bir değerlendirmeye tutamak olacak çeşitli bilgi ve belgeler -unutulmadan ve yitirilmeden- zamanında ele alınarak geleceğe kazandırılamadığı için, sonradan başlatılan girişimler yer yer eksik, hatalı ve gerçeklere aykırı düşmekten kurtulamıyor. Aşık Said ile ilgili olarak ilerde tekrar döneceğimiz bu tarihi alın yazısının altına bir çizgi çekmekle yetiniyoruz.

Prof. Armin Vambery haklı. O, Macarca bir kitaba yazdığı önsözde şöyle diyordu:

Türk halk edebiyatının hazineleri sokaklara dağılmış inciler, pırlantalar, değerli taşlar gibi darmadağınık bir halde, kendisini toplayacak birisini bekliyordu. İ. Kunos, tamamen ihmal edilmiş bu edebi hazineye ilgi gösterip, etrafa saçılmış bu değerleri toplayarak Avrupalı okuyuculara eşsiz bir halk masalları dizisi sunmuştur.”

Batılı, Türk halk edebiyatını Avrupa için “tamamen ihmal edilmiş bir edebi hazine” olarak görürse, bizim ihmalimize ne anlam verilir bilemeyiz.

Her ne kadar Aşık Said'in bir Yunus, bir Karacaoğlan, bir Bayburtlu Zihni olduğunu ve Vambery'in pırlantaları arasında yer alacağını söyleyecek durumda değiliz. Ne var ki O bir Emrah değilse de, bir Aşık Said'dir. Üzerinde durulacak ağırlık noktaları vardır, hem de bazı eksiklerine rağmen.

Aşık Said'le birlikte açılmış avuçlara şırıl şırıl dökülen bir kaynağa eğilmiş oluyoruz. Anadolu'nun nice kaynaklarından birisine: Pırıl pırıl, duru ve aydınlık. Gönül gönül akıvermiş içimize, tel tel dökülüvermiş ve ses ses doldurmuş yüreğimizi. AŞIKLAR demişiz bu kaynağa, SAZ ŞAİRLERİ demişiz, HALK OZANLARI demişiz. Adına ne denirse densin, kimliği bilinsin ya da bilinmesin, ulusun öz benliğini yansıtan, onun öz dilini söyleyen bu kaynak bizimdir, bizim kendi halkımızdır biraz da.

HAYATI

Aşık Said 1251 (1835) yılında Kırşehir İline bağlı Toklumen köyünde doğmuştur. Değirmenci Oğulları denen bir aileden gelmektedir.

Said, okuyup yazmayı önce köyün hocasından öğrenmiş, sonra 18 yaşlarında Kayseri'ye giderek iki buçuk yıl medrese öğrenimi görmüştür.

Üç kez evlenmiş ve bir çok çocukları olmuştur. Bunlardan dördünün erkek, birinin kız olduğu kesindir. Ayrıca bir oğlu ile bir kızının olduğu da söylenmektedir. Adil ve İbrahim adlarındaki iki oğlu aynı günde ölmüş. Nuri adındaki oğlu 1290 (1874) deki büyük kıtlıkta keme (domalan) toplamak üzere Kızılırmak'ın karşı kıyısına geçerken sandalın devrilmesi sonucu boğularak ölmüştür. Şairin kendisinden sonra yaşayan tek oğlu, O'nun gibi bir halk şairi olan Aşık Seyfullah'dır.

Haşim adındaki bir kardeşi Silifke'de mutasarrıflık yapmıştır.

Aşık Said, Kızılırmak üzerinde kayıkçılık yapardı. Çiftçilikle de uğraşırdı az da olsa. Avcılık ve binicilik sevdiği uğraşlardı. Emmileri de kayıkçılık yapıyormuş, öyleyse bu uğraş onlardan gelmiş olmalı kendisine.

O, bir taraftan kayıkçılık yaparken, bir taraftan da ülkenin bir çok il ve ilçelerini dolaşmış ve sazına oralardan da teller bağlamıştır. Dörtlüklerinde çok yerleri gezdiğini, “Yedi iklim dört köşeyi” dolandığını bildiriyorsa da, adlarını saymıyor. Görüşmelerimizden ve şiirlerinden çıkarabildiğimiz kadarıyla Ankara, İstanbul, Bursa, Eskişehir, Konya, Kayseri, Maraş, Antep, Adana, Mersin, Silifke, Tarsus, İzmir, Manisa, Haymana, Şereflikoçhisar, Aksaray, Keskin bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Yemen'e de gitmiştir. Gezdiği yerlerde etkilenme derecesine göre şiirler yazmış, türküler düzmüş.

Bölgedeki yaşlı ve konuya yakınlık duyan kişilerden Aşık hakkında edindiğimiz diğer bazı bilgilerin de buraya aktarılması uygun düşer sanırız.

Bir görüşe göre dört bir görüşe göre altı yıl askerlik yapmış Yemen'de. “Yemen'e giderken” başlıklı şiirinde, asker olarak Yemen'e gittiğini belirleyen tam bir açıklık yoksa da, bölgede askerlik hizmetini Yemen'de yaptığını savunanlar az değildir. Nitekim askerden sevgilisine yolladığı “Mektup” adlı şiirindeki:


Leylayı yitirmiş Mecnuna döndüm

Yana yana ıssız çölü beklerim


mısraları askerliğini Yemen'de yaptığı şeklindeki görüşleri oldukça açıklığa kavuşturmakta, buna “Yemen'e Giderken” şiirindeki:


Yemen'den karalı haber geliyor

Nice yiğitler de hasret ölüyor


sözleri de eklendiğinde, askerliğini Yemen'de yaptığı büyük oranda doğruluk kazanıyor.

Türkü söylemeye genç yaşında başlamış ve sözlerini sazının tellerine ustaca dökmesini becermiş. Bağlama çalmayı kendi kendine öğrendiğini, küçük yaşta başladığını söyleyenler çoğunlukta ise de, çocukluğunda komşu köylerden birinde ünlü bir saz erinin yaşadığını ve bu usta kişiden öğrenmiş olabileceğini ileri sürenler de çıkmıştır. Bu kişilerin sözleri tahminden öte geçmediği gibi, isim ve yer de bildirmediklerinden ve hayli azınlıkta olduklarından Şair'in bağlamayı kendi kendine öğrendiği daha çok kesinlik kazanıyor.

Kırkbeş yaşına kadar sazını ilhamlarının dili haline getiren Aşık, bu yaştan sonra çok sevdiği sazını bırakmıştır. Sazını erken bırakması iyi mi olmuştur, kötü mü bilemeyiz. Gerçek şu ki, Aşık Said bugün bağlama tellerinden dökülen türküleriyle yaşayan ozanlardan biri. Türkülerinin çoğu, memleketi olan Kırşehir ve çevresinde hala yaşamaktadır. Derlenemediği için unutulanlar olsa bile. Ayrıca,  incelemeler sırasında Kırşehir folklöründeki yerini ve önemli payını da saptamış bulunuyoruz. Üstelik yaşadığı dönemde de türkülerinin yaygın ve tutulur olduğu tartışmasız söyleniyor.

Genel kanı, Aşık Said'in sesinin yanık ve çok güzel olduğu, türkülerini içinden geldiğince okuduğu, başladığını tamalamadan geçmediği, dinleyenlerin ona uyarak sessizce ve zevkle havasına girdikleri biçimindedir. Görüşmelerimiz sırasında, bağlamayı ender bir ustalıkla çaldığını, bir söylediği parçayı uzun bir süre geçmeden bir daha söylemediğini öğreniyoruz.5 Bize verilen bilgiye göre, şu örnekler anlatılanları doğrular niteliktedir:

Bir düğünde davetiler arasında, zamanın önde gelen eski bir bağlama erbabı da bulunuyor. İlkin bu sanatçı alıyor tezeneyi ve yumuluyor sazın göğsüne, tellerine. Çalıyor ve söylüyor. Dinleyenler mestoluyor, bir hayranlık rüzgarı esiyor oracıkta. Sonra sıra genç Aşık Said'e geliyor, hem çalıyor, hem söylüyor. Sesi ve sazı o kadar güzelmiş ki, kendisini ilk kez dinleyen ünlü kişi bağlamasını eline alarak ayağa kalkmış, övgüsünü damgalar gibi, sazını ortasından kırıvermiş herkesin önünde.

Yine bir gün, dört gelin kız su dolduruyor bir pınardan. Oradan geçmekte olan Said, bir söğüdün gövdesine yaslandıktan sonra “Ay Dost!...” diye başlıyor çalıp çığırmaya, Kızlar bu güzel, bu yanık, bu içten konser karşısında testilerini yere çalarak beğenilerini açığa vuruyorlar.

Bütün bu özelliklerinin normal gereği ise, Said'i zamanın aranan, beklenen kişisi yapmasıdır. Her taraftan sık sık ziyaretine gelenler olurmuş. Çoğunluk ise avcı arkadaşları. Yaşlı bir köylü hem kendi gördüklerine hem de duyduklarına dayanarak şunları açıklıyordu bu konuda: Said'in dedesinden kalma bir odası varmış. Çevre köylerden ve daha uzak yerlerden Said'i ziyarete gelenler eksik olmazmış. Gelenler dedesinin köy odasında ağırlanır, bazen  sabahlara kadar yarenlik edilir, çalınır; söylenirmiş. Gelenler bu odada gecelerlermiş. Bundan da anlaşılıyor ki Aşık'ın adı biliniyor ve söyleniyordu dillerde: “Said Avcı” şiirinde bunu kendisi de açığa vuruyor:

Söylenir namımız halkın dilinde.”

Said'in bir tutkusu da şahan. Ava çıktığında olduğu gibi, çıkmadığı zamanlarda da elinde, omzunda şahanla dolaşırmış. Aşık'ın şahana olan sevgi ve tutkusunu şiirlerinde de görüyor ve bize verilen bilginin gerçek olduğu sonucuna varıyoruz:


Yavru bazım konmuş kolun üstüne

Dökmüş saçlarını belin üstüne

Şahinimi salmış idim yabana

Mail oldum ben bir kaşı kemana

 

Ün eyledim yüce dağlar salından

Gözü kara bir balaban kuş ile

Elde bazım kalktım keklik avına

Yol alanda Ağzıboz'un dağına


Bir şiirinde de şöyle duyurur kolundaki şahini:


Davet olsam dost köyüne okunsam

            Yavru şahinimi kolda götürsem


Bu örnekler dışında şahan, şahin, balaban, baz gibi adlarla bu kuşlara düşkünlüğünü belli eden satırlarına çokca rastlıyoruz.

Aşık Said'in, kadınlara olan eğilimi ayrı bir özelliği olarak çıkıyor karşımıza. Ne var ki bu noktadaki görüşler şehre ve köye göre değişiyor. Kırşehir'de kadınlara aşırı düşkünlüğünün kanısı yaşarken, kendi köyünde, “vardı, aşırı değildi” şeklinde söyleyenlere rastlıyorduk. Gelgelelim şiirleri ve hayatına ait kısa bilgiler birinci görüşü daha bir haklı çıkarır nitelik taşıyor.

Gene köyünden edindiğimiz bilgiye göre dindar, namazını kaçırmayan, çok dürüst ve doğru bir karakter adamı imiş. Zaten bu ve benzeri özelliklerinin sosyal yanı olan bütün şiirlerinde, kuşkuya yer kalmayacak şekilde tam bir açıklıkla görebiliyoruz.

Evet ozanın yaşadığı dönemle ilgili bilgiler şimdilik bu kadarla bitiyor. Bitiyor ama, bir perde eksiğiyle ancak. Derken bir gün gelmiş, bağlamış Said'i hasta döşeğine. Ne var ki, elinden ve dilinden alamamış türküsünü, koşmasını, destanını. Söylemiş, yazmış hasta yatağında bile yaşlı Ozan. Hem de geleceğini kestiren bir adamın acı gerçeklerini yaşıyordu artık. Biraz yakınmalı, tersine minnetsiz ve üstelik korkusuz:


Yüklettin bahranı kaçarım diye

Kol kanat bağladın uçarım diye

Şu yalan dünyadan göçerim diye

Kırdın kanadımı kolumu felek


Gözümden akıttım demü zarımı

Felek yaman aldın kolay yanımı

Vadem yetti ise gel al canımı

Sana minnet etmem bir canı felek



Şu yalan dünyada yolumuz büke

Çevirdim yönümü yalvardım hakka

Giydirdin gömleğe istemez yaka

Yolumu yolsuza düşürdün felek


Hasta döşeğinde böyle yazan Aşık, ardından minnet etmediği canını da veriyor ve Toklumen'e gömülüyor. Yazık, bu kitabın hazırlığı amacı ile fırsat buldukça gittiğimiz bölgede, hele Aşık'ın kendi köyünde yaptığımız soruşturmalarda mezarının yerini bilen kimse çıkmamıştır.

Öldüğünde 75 yaşındadır. Yıl 18 İkinci Kanun 1326'dır. (18 Ocak 1910) Yastığının altından kendi el yazısıyla yazılmış “Son Türküsü” de çıkmıştır:


Said bu rüyaya aldanma boşa

Götür azık bir gün gelecek başa

Senin günahların gökleri aşa

Sana baki değil bu Tokluğemen


Evet Toklumen ona da kalmamıştır. Zaten o da herkes gibi, bu dünyada konuk olduğunu biliyor ve şöyle açıklıyordu önceden:


Anamın rahminden yere düşmeden

Dokuz ay yaslandım handa misafir

Bu gün geldim ise yarın giderim

Ben bir ulu kervan hana misafir


Gayri Aşık'ın da misafirliği bitiyordu. Misafirliği bitmeyen ise onun sözleri, sazından kalan seslerdi. Bugün var olan yaşayan iki gerçek.


 Nitekim Kırşehir ve Toklumen bölgesinde yaptığımız görüşmelerde, Aşık Said'i tanıyan yaşlıların bulunmadığını, kişiliği ve serüvenleri hakkında geniş ve net bilgiler verecek kimselerin kalmadığını gördük. Bulunanlar ise bir kaç kişiyi geçmişordu. Ayrıca o günlere yetişmiş olan bu kişilerin hemen hepsi henüz çocuk denecek yaşta olduklarından, gördüklerini ve duyduklarını hatırlayamadıkları gibi, bazıları bilgi sahibi dahi olamamış. Olanların çoğu da ya unutmuş, ya da hafzasında yanlış saklamış. Söz gelimi Aşık Said'in gelini, yani oğlu Seyfullah'ın karısına bir çok sorular sorduğumuz halde, notlarımıza girecek bir karşılık alamadık. Söz gelimi, “kayınpederin kaç evli idi” sorusuna, “bir evli” diye cevap verdi. Halbuki üç evli olduğu kesindi. Demek ki, Seyfullah'ın eşi olsa olsa Said'in son karısını hatırlayabiliyordu ancak.

Aynı gerçeklerin, Aşık'ın şiirleri için de geçerli olduğunu üzülerek söylemek zorundayız. Bu bakımdan aldığımız notlar, belli kişilerin birbirlerini tamalayan bilgilerine dayanmaktadır

 



 ÜNAL KAYA - DÜNYA KIRŞEHİRLİLER DERNEK BAŞKANI

ÜNAL KAYA
  Dünya Kırşehirliler
Dernek Başkanı
BİMER BAŞVURU
Bimer Başvuru Formu | Bimer sorgulama
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.65693.6716
Euro4.31894.3362
Hava Durumu
Anlık
Yarın
23° 5°
Saat

FACEBOOK'ta BİZ
KIRŞEHİR İDARİ YAPISI

Av. Salih Çetinkaya Kırşehir Milletvekili Kimdir ? 

 Av.Salih ÇETİNKAYA
   
  Kırşehir Milletvekili

[AK PARTİ]

 

Tel : 
Fax:

 

 

Kırşehir Milletvekili Mikail Arslan Kimdir ?

 

Mikail Arslan 
   
   Kırşehir  Milletvekili

[AK PARTİ]

 

Tel : 
Fax:


Kırşehir Valisi Necati Şentürk


Necati ŞENTÜRK
 Kırşehir Valisi

Tel : 0386 213 11 25  Fax: 0386 213 33 97

 

 

 

Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci

 

 Yaşar BAHÇECİ    Kırşehir Belediye Başkanı

 

Tel : 0386 213 10 23  Fax: 0386 213 44 87 

 

 

YURT DIŞINDAKİ DERNEKLERİMİZ

  • ABD
    ALMANYA
    AVUSTURYA
    AVUSTURALYA
    BELÇİKA
    DANİMARKA
    FRANSA
    HOLLANDA
    İSVEÇ
    İSVİÇRE
    İTALYA
    İSPANYA
    NORVEÇ

Nöbetçi Eczaneler
 Kırşehir

Konaklama Mekanları

Kırşehir 

Kaplıcalarımız

 Kırşehir

Gezi Alanları

 Kırşehir

Onix Kırşehir

 

Kaman Cevizi

TÜRKİYE deki DERNEKLERİMİZ
  • ADANA
    ADIYAMAN
    AFYONKARAHİSAR
    AĞRI
    AMASYA
    ANKARA
    ANTALYA
    ARTVİN
    AYDIN
    BALIKESİR
    BİLECİK
    BİNGÖL
    BİTLİS
    BOLU
    BURDUR
    BURSA
    ÇANAKKALE
    ÇANKIRI
    ÇORUM
    DENİZLİ
  • DİYARBAKIR
  • Temsilcimiz
  • Ramazan Doğan 
  • 0542 584 40 06
  • EDİRNE 
  • ELAZIĞ
    ERZİNCAN
    ERZURUM
    ESKİŞEHİR
    GAZİANTEP
    GİRESUN
    GÜMÜŞHANE
    HAKKARİ
    HATAY
    ISPARTA
    MERSİN
  •  
  • Mersin Kırşehirliler Derneği

  •  
    İSTANBUL

  • İZMİR
    KARS
    KASTAMONU
    KAYSERİ
    KIRKLARELİ
    KIRŞEHİR
    KOCAELİ
  •  
  • Gebze Kırşehirliler Derneği
    Tel :
     
    KONYA
    KÜTAHYA
    MALATYA
    MANİSA
    KAHRAMANMARAŞ
    MARDİN
    MUĞLA
    MUŞ
    NEVŞEHİR
    NİĞDE
    ORDU
    RİZE
    SAKARYA
    SAMSUN
    SİİRT
    SİNOP
    SİVAS
    TEKİRDAĞ
    TOKAT
    TRABZON
    TUNCELİ
    ŞANLIURFA
    UŞAK
    VAN
    YOZGAT
    ZONGULDAK
    AKSARAY
    BAYBURT
    KARAMAN
    KIRIKKALE
    BATMAN
    ŞIRNAK
    BARTIN
    ARDAHAN
    IĞDIR
    YALOVA
  •  
  • Yalova Kırşehirliler derneği
    Tel:
     
    KARABÜK
    KİLİS
    OSMANİYE
    DÜZCE
  • DÜZCE 

 

Sitemizde yayınlanan Reklamlardan Herhangi bir ücret alınmamaktadır.

Dünya Kırşehirliler Derneği Oluşum Aşamasında olup Şu an itibariyle internet üzerinden faaliyete başlamıştır..Derneğimiz Kurulum aşamasındadır

Videolarımız
  Kırşehir
Takvim